Teorik Psikoloji Yazıları
Okuduğum ve beğendiğim makale ve kitapları kendime uyarlayıp burada paylaşıyorum. İlginiz için teşekkürler.
AKIL HOCANIZA SAVAŞ AÇIN
Hayat kısadır ve öğrenme ile yaratma süreniz kısıtlıdır. Rehberiniz olmayınca, çeşitli kaynaklardan bilgi edinmeye çabalamak ve uygulamakla çok değerli yıllarınızı boşa harcayabilirsiniz. Bunun yerine çağlar boyunca gelmiş geçmiş ustaların örneklerini izlemeli ve en uygun akıl hocasını bulmalısınız. Akıl hocası-öğrenci ilişkisi öğrenmenin en etkili ve verimli biçimidir. Doğru akıl hocaları dikkatinizi nereye odaklayacağınızı ve size nasıl sınavlar sunacaklarınızı bilirler. Onların bilgileri ve deneyimleri size aktarılır. Çalışmalarınız hakkında derhal gerçekçi geribildirim sunduklarından çok hızlı kendinizi geliştirirsiniz. Yoğun bir insandan-insana etkileşim ile büyük güç içeren ve sizin bireysel ruhunuza uyarlanacak bir düşünте biçimini özümseyebilirsiniz. Gereksinimlerinize en uygun ve yaşam görevinizle bağlantı kurabilen akıl hocasını seçin. Onların bilgilerini içselleştirince, asla gölgelerinde kalmamalı ve ilerlemelisiniz. Hedefiniz ustalık ve başarı açısından akıl hocalarınızı geride bırakmak olmalıdır.
Öğrenmek ve güçlerini özümsemek için akıl hocalarınızın otoritesine teslim olmak zorundasınız ama bunun anlamı bu süreçte pasif kalacaksınız demek değildir. Belirli önemli noktalarda dinamiği siz saptarsınız, kendi amaçlarınıza göre kişiselleştirirsiniz. Bu dört strateji aranızdaki ilişkiden en fazla yararı elde etmeniz ve kazandığınız bilgiyi yaratıcı enerjiye dönüştürmeniz için tasarlanmıştır.
1. Gereksinim ve Eğilimlerinize Uygun Bir Akıl Hocası Seçin
Doğru akıl hocasının seçimi tahmin ettiğinizden daha önemlidir. Gelecekte sizin üzerinizdeki etkisinin derinliğinin bilinçli olarak farkında olmadığınızdan, yanlış bir seçim ustalığa giden yolculuğunuza olumsuz bir etki yapacaktır. Size uymayan ve sonradan aklınızı karıştıran alışkanlıkları ve tarzları özümseyebilirsiniz. Eğer çok baskın bir kişiliği varsa, kendi adınıza bir usta olmak yerine yaşam boyu akıl hocanızın taklidi olarak kalırsınız. İnsanlar çok bilgili olması, sevimli kişiliği ya da bulunduğu alanda seçkin sayılması gibi yüzeysel nedenlerle bir akıl hocası seçerek büyük bir yanlış yaparlar. Yolunuza ilk çıkan akıl hocasını seçmeyin. Bu konuda olabildiğince fazla düşünmeye kendinizi hazırlayın.
Akıl hocası seçerken eğilimlerinizi, yaşam görevinizi ve kendiniz için hayal ettiğiniz gelecekteki konumunuzu göz önünde bulundurun. Seçtiğiniz kişi bu yönlerle stratejik açıdan aynı çizgide olmalıdır. Eğer devrim yaratacak bir yol izleyecekseniz, açık görüşlü, ileriye dönük ve baskıcı olmayan birini isteyeceksiniz. Eğer idealleriniz kendi yaradılışınıza uygun bir tarzla çakışıyorsa, sizi bu konuda rahatlatacak, tuhaflıklarınızı bastırmak yerine ustalığa dönüştürmenize yardım edecek birini bulmalısınız. Eğer tıpkı Jung gibi gideceğiniz yön hakkında aklınız karışmışsa ve kararsızsanız, istekleriniz konusunda açıklık kazanmanızı sağlayacak, alanında önemli bir konumu olan ama belki de sizin zevklerinizle tümüyle uyuşmayan birini seçebilirsiniz. Bazen bir akıl hocasının öğrettiklerinin bir yönü kaçınmak istediğimiz ya da isyan etmek istediğimiz noktaları bize gösterebilir. Böyle bir durumda başlangıçta özellikle baskıcı bir tip ise, duygusal açıdan aranıza önerilenden daha fazla mesafe koymalısınız. Zamanla neyi özümsemek neyi reddetmek isteyeceğinizi görürsünüz.
Akıl hocası dinamiğinin bir anne baba ya da baba figürü dinamiğini oynadığını unutmayın. Ailenizi seçemezsiniz lafı klişeleşmiştir ama akıl hocalarınızı seçebilirsiniz. Doğru bir seçim belki anne babanızın size vermediği destek, özgüven, yön ve isteklerinizi keşfedeceğiniz alanı sağlayabilir. Bunu yapabilecek akıl hocaları arayın ve anne babanıza benzeyen ve özellikle olumsuz yönlerini taşıyan bir akıl hocası seçme tuzağına düşmeyin. Daha önceleri sizi engellemiş olan şeyleri tekrarlamış olursunuz.
2. Akıl Hocasının Aynasına Dikkatle Bakın
Ustalığa ulaşmak biraz sertlik ve gerçekle kesintisiz bağlantı içinde olmayı gerektirir. Bir çırak olarak kendimize gerekli biçimde meydan okumamız ve zayıflıklarımızı açıkça görmemiz zor olabilir. Günümüzun yaşamı bunu daha da zorlaştırmakta. Zorlu koşullarla disiplinin geliştirilmesi ve belki de bu yolda ıstırap çekilmesi bizim toplumumuzda desteklenmiyor. İnsanlar kendi zayıflıklarından, yetersizliklerinden, yaptıkları işlerdeki hatalardan gitgide daha az söz eder oluyorlar. Bizi yola sokmak için tasarlanmış kişisel gelişim kitapları bile yumuşak ve övücü oluyor, duymak istediklerimizi bize söylüyor, temelinde iyi olduğumuzu ve birkaç basit adımı izleyerek istediklerimizi elde edebileceğimizi anlatıyor. İnsanlara sert, gerçekçi eleştiriler yöneltmek, nereye kadar gidebileceklerini görecekleri görevler vermek öz değerlerine zarar verir diye düşünülüyor. Aslında bu hoşgörü ve kişilerin duygularını incitmekten korkma duygusu uzun vadede daha büyük kötülük oluyor. Kişileri ustalığa giden yolculuğun zorluklarına uygun biçime getirmiyor. İradelerini zayıflatıyor.
Ustalar bulundukları konuma gelmek için acı çekmiş olan kişilerdir. Çalışmaları hakkında bitmek bilmeyen eleştiriler dinlemiş, ilerlemeleri hakkında kuşku duymuş, yolda engellerle karşılaşmışlardır. Yaratıcı evreye ve ötesine ulaşmak için nelerin gerekli olduğunu çok iyi bilirler. Akıl hocaları olarak bizim ilerlememizi yalnızca onlar ölçebilirler, karakterimizin zayıf yönlerini görebilirler, ilerlemek için hangi engellerden geçmemiz gerektiğini saptayabilirler. Günümüzde akıl hocanızdan gerçeklerin en keskin dozunu almalısınız. Bunu aramalı ve kucaklamalısınız. Eğer mümkünse, bu tip sert bir sevgi veren bir akıl hocası seçmelisiniz. Eğer bunu vermekten kaçınırlarsa, sizi olduğu gibi gösteren aynayıtutmaları için onları zorlayın. Güçlü ve zayıf yönlerinizi ortaya çıkaracak, ne kadar zor olursa olsun olabildiğince fazla geribildirim almanızı sağlayacak engelleri size sunmalarını isteyin. Kendinizi eleştirilmeye alıştırın. Özgüven önemlidir ama eğer kim olduğunuz hakkındaki gerçekçi değerlendirmeye dayanmıyorsa, yalnızca gösteriş ve kendini beğenmişliktir. Akıl hocanızın gerçekçi geribildirimi sayesinde eninde sonunda sağlam ve sahip olmaya değecek bir özgüven geliştireceksiniz.
3. Onların Fikirlerini Değiştirin
Glenn Gould çocukken en büyük ikilemini sezgileriyle öğrendi. Müzik için inanılmaz bir kulağı vardı; başka bir piyanistin bir tek kez dinlediği nüanslarını kapıp tekrarlayabiliyordu. Aynı zamanda çok belirgin zevkleri olan garip bir genç adam olduğunun da farkındaydı. Ünlü bir piyanist olma hırsına sahipti. Öğretmenleri ve diğer sanatçıları çok yakından dinleyip fikirlerini ya da tarzlarını kendine uyarlarsa, bu süreçte kendi kişiliğini yitirebilirdi. Ama yine de bilgiye ve bir akıl hocasına gereksinimi vardı, bu ikilem karizmatik bir öğretmen olan Alberto Guerrero ile daha da şiddetlendi. Bazen çok parlak ve başarılı birinin öğrencisi olmak zordur – o kişinin büyük fikirlerini izlemeye çabalarken özgüveninizi yitirebilirsiniz. Ünlü akıl hocalarının gölgesinde ezilen ve asla yükselemeyen piyanistlerin sayısı oldukça fazladır.
Gould çok hırslı olduğundan bu ikilemin tek gerçek çözüm yoluna ulaştı. Guerrero'nun müzik hakkındaki tüm fikirlerini dinliyor ve deniyordu. Piyano çalarken bu fikirleri belli belirsiz değiştirip kendi eğilimlerine uygun biçime getiriyordu. Böylece her zaman kendi sesine sahip olduğu duygusunu taşıyordu. Zaman içinde öğretmeniyle arasındaki farklılıkları daha belirgin duruma getirdi. Çok kolay etki altında kalan bir yapısı olduğundan çıraklık döneminde hiç farkına varmadan akıl hocasının tüm önemli fikirlerini içselleştirmiş ama hepsini kendi kişiliğine uyarlamıştı. Böylece hem öğrenebilir hem de Guerrero'dan ayrılınca kendisini başkalarından farklı kılacak yaratıcı bir ruhu geliştirebilirdi.
Çırak olarak hepimiz bu ikilemi paylaşırız. Akıl hocalarından öğrenmek için onların fikirlerini kavramaya açık olmalıyız. Onların büyüsüne kapılmalıyız. Ama eğer bu durumu çok ileri götürürsek, onların etkisi altında çok fazla kalırsak, kendi sesimizi oluşturup geliştirecek içsel mekâna sahip olamadığımız gibi yaşamımızı kendimize ait olmayan fikirlere bağlanarak sürdürürüz. Gould'un keşfetttiği gibi çözüm çok basittir: Akıl hocalarımızın fikirlerini dinleyip içselleştirirken, yavaş yavaş aramıza biraz mesafe koymaya başlamalıyız. Onların fikirlerini kendi koşullarımıza uyarlayarak buna başlarız, kendi tarzımıza ve eğilimlerimize uyarlamak için değiştiririz. İlerledikçe daha cesur oluruz, onların bazı fikirlerindeki hatalar ya da zayıflıklar üzerine odaklanırız. Yavaş yavaş onların bilgisini kendi istediğimiz şekle göre kalıba dökeriz. Özgüvenimiz artarken, bağımsız olmayı düşünmeye başlarken, bir zamanlar taptığımız akıl hocamızla rekabete bile girişiriz. Leonardo da Vinci'nin dediği gibi, “Ustasını aşıp geçmeyen bir çırak zavallıdır."
4. Karşılıklı Gidip Gelen Bir Dinamik Yaratın
Kuramsal olarak çok geniş deneyimlere sahip akıl hocalarından öğrenebileceklerimizin sınırı yoktur. Ama uygulamada böyle olmayabilir. Bunun nedenleri çeşitlidir: Belirli bir noktada ilişki donuklaşır; başlangıçtaki dikkatimizi verme düzeyini korumamız kolay değildir. Özellikle beceri kazandıkça, aramızdaki farklılık azaldıkça, onların otoritesinden hoşlanmamaya başlarız. Ayrıca onlar farklı bir kuşaktan, farklı bir dünya görüşünden geliyorlardır. Belirli bir noktada en sevdikleri ilkeler eski ya da konu dışı gibi görünür ve farkına varmadan onları kulak ardı ederiz. Tek çözüm yolu akıl hocasıyla daha etkileşimli bir dinamik geliştirmektir. Eğer akıl hocanız sizin bazı fikirlerinizi uyarlarsa, ilişkiniz canlanır. Fikirlerinize açık olduğunu hissettiğiniz zaman, daha az kırgınlık yaşarsınız. Onlara kendi deneyim ve fikirlerinizi açıklarken, belki de onları biraz gevşetiyorsunuz ve ilkelerinin katılaşmasını önlüyorsunuz.
Böyle bir etkileşim, içinde bulunduğumuz demokratik dönemle daha uyumludur ve bir ideal görevi üstlenebilir. Ama isyankâr bir duruşla ya da saygının azalmasıyla el ele gitmez. Bu bölümün başında açıklanan dinamik değişmeden kalır. Tıpkı Pacquiao gibi ilişkinize hayranlığınızı ve olanağanüstü dikkatinizi katarsınız. Verilen talimatlara açık olursunuz. Ne kadar eğitilebilir olduğunuz hakkında onların saygısını kazanınca, Roach'la Pacquiao'ya olduğu gibi, onlar da sizin büyünüze kapılır. Yoğun odaklanmayla yetenek düzeyinizi yükseltirsiniz, kendinizi ve gereksinimlerinizi tanıtmak için daha fazla güce sahip olursunuz. Size verdikleri eğitime karşılık geribildirim yaparsınız ve belki de onların fikirlerinden bazılarını değiştirirsiniz. Öğrenme açlığınızla ilişkinin havasını siz saptayacağınız için her şey sizinle başlar. Bir kez karşılıklı gidip gelen dinamik kıvılcımlanınca, ilişkinin öğrenme ve özümseme gücü neredeyse sınırsız potansiyele sahip olur.
Akıl Hocası Olarak Kitaplar - Edison
Yaşamınızda bir akıl hocası bulunmasından bilinçli olarak yararlanmamak akılcı değildir. Bilmeniz gerekenleri bulmak ve şekillendirmek için çok değerli zamanınızı harcarsınız. Ama bazen böyle bir şansınız olmayabilir. Çevrenizde bu rolü üstlenecek kimse bulunmaz ve kendi başınızın çaresine bakmak zorunda kalırsınız. Bu durumda gereken her şeyi isteyerek yapmalısınız. Ustalığa tek başına ulaşan tarihin en büyük ismi Thomas Alva Edison (1847-1931) bu yolu izlemişti.
Edison gerekli olduğunda her şeyi kendi başına yapmaya çok küçük yaşta başlamıştı. Ailesi yoksuldu ve on iki yaşına gelince anne babasına yardımcı olmak için para kazanmak zorundaydı, doğup büyüdüğü Michigan'da trenlerde gazete satarak dolaşırken, gördüğü her şey için coşkulu bir meraka kapıldı. Makinelerin, gereçlerin, hareketli parçaları olan her şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek istiyordu. Yaşamında okul ya da öğretmen bulunmadığından, kitaplara, özellikle bilim konusundaki kitaplara yöneldi. Evinin bodrumunda deneyler yapmaya başladı ve her tip saati söküp takmasını kendi kendine öğrendi. On beş yaşında telgraf operatörü çırağı oldu ve bu işi yapmak için yıllarca tüm ülkeyi dolaştı. Okul eğitimi alma fırsatı olmadığı gibi, yaşamına bir öğretmen ya da akıl hocası olarak hiç kimse girmemişti. Bunun bedelini ödercesine kaldığı her kentte, halk kütüphanesine sık sık gitti.
Eline geçen bir kitap; Michael Faraday'ın Experimental Researches in Electricity adlı iki ciltlik kitabı yaşamında önemli bir rol oynadı. Faraday için The Improvement of the Mind adlı kitabın anlamı neyse, Edison için de Faraday'ın kitabı aynı anlamı taşıdı. Bilim konusuna sistematik bir yaklaşım verdiği gibi o tarihte en çok ilgisini çeken elektrik konusunda kendini nasıl eğiteceği hakkında bir program da sundu. Bu alanın büyük ustasının açıkladığı deneyleri takip ediyor ve aynı zamanda onun bilime olan felsefi yaklaşımını da özümsüyordu. Yaşamı boyunca Faraday onun rol modeli olacaktı.
Kitaplar, deneyler ve çeşitli işlerdeki pratik denemelerle Edison, mucit oluncaya kadar, kendine yaklaşık on yıl süren sıkı bir eğitim verdi. Bu eğitimi başarıya götüren ise önüne çıkan her şeyi öğrenmek için duyduğu bitmek bilmeyen arzusu ve öz disipliniydi. Okul eğitimi eksikliğini yalnızca kararlılık ve azimle aşmayı alışkanlık biçimine getirmişti. Herkesten çok daha fazla çalışmıştı. Çalıştığı alanın dışından biri olduğu ve herhangi bir düşünme biçimi aklına aşılanmadığından, çözümlemeye çabaladığı her soruna yeni bir perspektif getirmişti. Okul eğitimi olmamasını avantaja çevirmişti.
Eğer bu yolda yürümek zorunda kalırsanız, aşırı derecede kendine güven geliştirerek Edison'un örneğini izlemelisiniz. Bu koşullar altında kendi kendinizin öğretmeni ve akıl hocası olacaksınız. Karşınıza çıkan her kaynaktan bir şeyler öğrenmeye kendinizi zorlayacaksınız. Okul eğitiminden geçmiş kişilerden daha fazla kitap okuyacaksınız ve bunu yaşam boyu sürecek bir alışkanlık biçimine getireceksiniz. Bilginizi herhangi bir deneme ya da uygulama için kullanmaya çalışacaksınız. Tanınmış kişiler arasından size rol model görevi üstlenecek akıl hocaları bulacaksınız. Onların deneyimlerini okuyup üzerinde düşünerek kendinizi yönlendireceksiniz. Onların seslerini içselleştirip, fikirlerini canlandırmaya çalışacaksınız. Kendi kendini eğiten bir kişi olarak, tümüyle kendi deneyimlerinizden damıtılmış, tertemiz bir vizyonunuz olacak ve size belirgin bir güç verip ustalığa giden yolu gösterecek.
Örneklerden öğrenmek otoriteye teslim olmak demektir. Akıl hocanızı izlersiniz çünkü üretken ayrıntılarını anlamasanız bile onun herhangi bir şeyi yapma biçimine güvenirsiniz. Ustayı izleyip çabalarını taklit ederek bir çırak hiç farkında olmadan sanatın, ustanın bile açıkça bilmediği, kurallarını öğrenir.
— MICHAEL POLANYI