SÖZ SANATLARI
Teşbih (Benzetme)
• Aralarında benzerlik ilgisi kurulan varlık veya kavramlardan nitelikçe zayıf olanın, kuvvetli olana benzetilerek anlatılmasıdır.
Benzetmenin asıl unsurları şunlardır:
-
Benzeyen
-
Kendisine benzetilen
Benzetmenin yardımcı unsurları şunlardır:
-
Benzetme yönü
-
Benzetme edatı
• Taş gibi gümüş saçları dalgalanıyor rüzgârda.
Bu örnekte Taş, kendisine benzetilen; gibi, benzetme edatı; gümüş, benzetme yönü; saçları, benzeyendir.
• Gümüş saçları dalgalanıyor.
Bu örnekte benzetme edatı ve benzetme yönü olmadığı için, "Güzel benzetme" örneğidir.
İstiare (Eğretileme)
• Benzetmenin asıl unsurları olan benzeyen ya da kendisine benzetilenden sadece birinin kullanılmasıdır.
Açık İstiare
• Benzetme unsurlarından kendisine benzetilenden sadece birinin kullanılmasıdır.
• Nerede olsan ey Peri, gönlüm senin yanındadır.
Bu örnekte görüldüğü gibi, sevgilinin ismi söylenmemiş ama sevgili "Peri"ye benzetilerek kastedilmiş. Dolayısıyla burada "açık istiare" vardır.
Kapalı İstiare
• Benzetme unsurlarından benzeyenin verilerek kendisine benzeyenin söylenmemesi.
• Ne tez yaprak döktün ömrüm.
Bu örnekte görüldüğü gibi ömür, bir ağaca benzetilmiş ancak ağaç söylenmemiş.
Teşhis (Kişileştirme)
• İnsan dışındaki varlık ve kavramlara insana ait duyuş ve davranış özellikleri yükleme sanatıdır.
Söğüt giz fısıldar, sayıklar meşe
Ayık düş görür her bucak, her köşe
Mevcut örnekte görüldüğü üzere Söğüt ağacının fısıldaması insana benzetilmiştir. Çünkü fısıldamak insana ait bir özelliktir. Ancak örnekte tabiata mal edilmiştir.
İntak (Konuşturma)
• Kişileştirilen varlık veya kavramın konuşturulması sanatıdır.
Unutulmamalıdır ki, intak sanatının olduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.
Küçük bir çeşmeyim yurdumun
Unutulmuş bir dağında
Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi çeşmenin bir insan gibi konuşması bir intak örneğidir.
Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)
• Türkçede mecazlar, benzerlik ilgisi mihenk alınarak tasnif edilmiştir. Benzerlik ilgisi dolayısıyla sözcüklerin yeni anlam kazanmaları “istiare” (eğretileme) başlığı altında değerlendirilirken, benzerlik dışında bir ilgi dolayısıyla kazanılan yeni anlamlar ise mecaz-ı mürsel olarak nitelenmiştir. Mürsel mecaz anlamın ortaya çıkmasında birçok anlam ilişkisi tespit edilmiştir. Ancak bunlar, canlı bir varlık olan dilde o ana kadar tespit edilebilen ilişkilerden ibarettir. Üzerinde durulduğu takdirde mecaz ilgilerine yeni başlıklar eklemek mümkündür. Örneğin, kaynaklarda yer almayan, ancak örneklerini görebildiğimiz bir “ses” ilgisinden bahsedebiliriz. Günlük dilde ve edebi eserlerde bir objeyi ya da eylemi, çıkarmış olduğu ses ile isimlendirmemiz bu türden bir mecaz oluşturabilir. Mesela, bir anne çocuğuna köpekleri kastederek; “havhavları gördün mü?” dediğinde hayvanın çıkardığı ses ile onu isimlendirmiş olur. Diğer hayvanlar da bu tür kullanımlarda çıkarmış oldukları seslerle isimlendirilebilirler. Reklâm filmlerinde “hüpletmek” kelimesinin “bir sıvının içilmesi esnasında çıkan sesten hareketle “içmek” anlamını taşıyarak kullanıldığına tanık olunabilir. Divan şiirinde de benzeri tasarrufların olması bu ilginin yaygınlığına işaret eder. Bu sanat, bir sözün benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözün yerine kullanılmasıdır.
Kaynakça: (Şenödeyici, Özer, Türk Dilinde Mecaz-ı Mürsel, DergiPark, 2005)
Parça-Bütün İlişkisi:
Marmara'da her yelken / uçar gibi neşeli
Yer-İnsan İlişkisi:
Bir ana bir vatan ağlar
Sanatçı-Eser İlişkisi:
Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa
İç-Dış İlişkisi:
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
Hüsnütalil (Güzel Nedene Bağlama)
• Bir olayı gerçek nedeninin dışındaki bir nedene, çoğunlukla da güzel bir nedene ya güzel bir biçimde, bağlama sanatıdır.
Bir an önce görülsün diye Akdeniz
Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır
Yukarıdaki örnekte Akdeniz'in bir an önce görülmesinin, ağaçların boylarının kısa olmasına bağlanmıştır.
Tecahüliarif (Bilmezden Gelme)
• Bildiği bir şeyi bilmez görünme, bilmezlikten gelme sanatıdır.
Arzu dolu, yaşamak dolu
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan
İstifham (Soru Sorma)
• Anlatımı daha etkili bir hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sorma sanatıdır.
Gerçi şarkılığına bu da şarkı
Gel gelelim nerede bu, nerde bahar
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi "nerede, nerde" gibi sözcüklerle şair okura soru yöneltmiş.
Kinaye (Değinmece)
• Gerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü "hakiki anlamının dışında" yani mecaz anlamıyla kullanma sanatıdır.
Bulamadım dünyada gönle mekân
Nerede bir gül bitse etrafı diken
Yukarıdaki örnekte aklımıza gelen ilk anlam, yani gerçek anlam, her Gül'ün bir dikeninin olması olayıdır. Ancak şair burada mecaz anlamı da kastettiği için, nerede bir güzel hanımefendi olsa etrafında parazitler var, demek de istiyor.
Tevriye (İki Anlamlılık)
• Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün, yakın anlamını değil de uzak anlamını kastetme sanatıdır.
Senden bilirim Yok bana bir daire ey gönül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Cinas
• Dize sonlarında yazılış ve söylemişleri aynı, anlamları farklı olan sözcükleri bir arada kullanma sanatıdır.
Her nefeste işledim ben bir günah
Bir günah için demedim bir gün ah
Tariz (İğneleme)
• Bir sözü tersini kastederek kullanma sanatıdır.
Bir yetim görünce döktür dişini
Bozmaya çabala halkın işini
Tezat (Karşıtlık)
• Birbirine karşıt duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramları bir arada kullanma sanatıdır.
İyi insanların kalbinde iyilik
Kötü insanların kalbinde kötülük vardır
Telmih (Hatırlatma)
• Hemen herkesçe bilinen bir olaya veya kişiye gönderme yaparak o olayı veya kişiyi hatırlatma sanatıdır.
Her sabah başka bahar olsun da ben uslandım
Uğramam bahçelerin semtine gölden yurdum
Leffüneşir (Toplayıp Dağıtma)
• En az iki durumdan söz ettikten sonra, bu durumların ait olan özellikleri sıralamadır.
Biz denizde kaptan, ovada çiftçi, şehirde esnaf olan
Biz gemi yürüten, tarla süren, alışveriş yapan
İrsalimesel (Özlü Sözle Anlatma)
• Anlatımı etkili kılmak için atasözü veya özdeyiş kullanma sanatıdır.
Çağır Karac'oğlan çağır
Taş düştüğü yerde ağır