top of page

SERVETİFÜNÛN DÖNEMİ ESER ÖZETLERİ

AŞK-I MEMNU (1901)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Romandaki kişileri şöyle sınıflandırabiliriz: Melih Bey takımı: Firdevs Hanım ve kızları Bihter ile Peyker...; Adnan Bey ve çevresi: Nihal, Bülent, Behlül...; Yabancılar ve Beyoğlu çevresi: Matmazel de Corton...; Hizmetkârlar: Beşir, Şakire Kalfa... Bihter: Romanın başkahramanı, Firdevs Hanım'ın yirmi iki yaşındaki küçük kızıdır. Nihal: Adnan Bey'in 13-14 yaşında takdim edilen kızıdır. Adnan Bey: Kırk beş yaşlarında Boğaziçi'ndeki yalısında ailesiyle yaşayan zengin, güngörmüş ve olgun bir İstanbul beyefendisidir. Behlül: Adnan Bey'in yirmi bir yaşındaki hercai, alafranga yaşamayı seven, gezmeyi tozmayı seven yeğenidir. Firdevs Hanım: Bihter ve Peyker'in annesidir. Gezmeye düşkün, hafifmeşrep biridir. Peyker: Firdevs Hanım'ın 25 yaşındaki kızıdır. Bülent: Adnan Bey'in oğludur. Matmazel de Courton: Nihal'in mürebbiyesidir. Beşir: Yalının siyahı uşağıdır. Nihal'e ümitsizce âşıktır ve hassas bir kişilik olarak Nihal'e benzer.
Eserin Özellikleri: Aşk-ı Memnu, "yasak aşk" anlamına gelir. Halit Ziya'nın en başarılı romanı olarak kabul edilir. Romanda, Adnan Bey'in yaşça kendisinden oldukça küçük, genç ve güzel eşi Bihter ile yeğeni Behlül arasındaki evlilik dışı ilişki konu edilir. Yazar, "... Aşk-ı Memnuda, XIX. yüzyılın sonunda yaşayan zengin ve aylak bir toplum katının yaşam biçimini; varlıklı, geleneksel Türk ailesinin "Batılı" yaşama biçimi etkisi altında çözülüp altüst oluşunu, yozlaşmasını; bu toplum katının yaşadığı ve eğlendiği yerleri (Konaklar, Yalılar, Boğaziçi, Büyükada, Göksu, Concordia, vb.) birey olarak bütün somurtkanlıklarıyla bu toplum katının insanlarını, bu insanın sorunlarını, dünyaya ve insana bakış açılarını, bu insanlar arasındaki ilişkileri anlatıyor." (Fethi Naci)

Eserin Özeti: [Boğaziçi'nde, kızı Nihal ve oğlu Bülent'le varlık içinde yaşayan dul Adnan Bey, orta yaştayken bir kez daha evlenmek ister. Adnan Bey'in eş adayı, yine Boğaziçi'nde hoppa yaşantısıyla tanınmış Firdevs Hanım'ın küçük kızı Bihter'dir. Bu evlilik önerisini kendisini beklemiş Firdevs Hanım'ın itirazlarına rağmen, Adnan Bey yalısının hanımefendisi olmak Bihter'e çekici gelecek, aradaki yaş farkını önemsemeyecektir. Zaman geçtikçe, Bihter, önce hizmetkârlardan ve Nihal'den yakınlık görmez olur. Sonra da, Adnan Bey'in genç yeğeni Behlül'ün tutkun davranışlarıyla karşılaşır. Bihter yasak aşkı engellemeye uğraşırsa da, sonunda yaşamak zorunda kalır. Servet ve mevki ihtirasıyla geldiği Boğaziçi yalısı şimdi kendisi için bir cehennem bucağı olmuştur. Durumdan habersiz Adnan Bey, mürebbiye Matmazel de Courton'un eğittiği Nihal'i Behlül'e denk görmektedir. Habeş Beşir'le birlikte Büyükada'ya, halasının yanına giden Nihal, Behlül'ün sevgisine orada bir süre kapılır. Terk edildiğini anlayan Bihter için hiçbir yaşama isteği kalmamıştır. Hayattan, gençlikten ve kızından öç almak isteyen Firdevs Hanım'ın dokundurmaları, Behlül'ün kayıtsızlığı, derin cinsel yalnızlık Bihter'i ölüme sürükleyecek, genç kadın intihar edecektir. Bu olaydan sonra Behlül ortadan kaybolur; Nihal'e için için âşık veremli Beşir ölür; Firdevs Hanım, büyük kızı Peyker ve damadı Nihad Bey aradan çekilirler. Adnan Bey ile kızı Nihal baş başa kalmışlardır. Bihter'in intiharı örtülmüş, Beşir'in ölümü uzak bir hatıra olmuştur. Roman, yalıdaki eski güzel günlerin tekrar yaşanabileceği dileğiyle son bulur.]

BEN DELİ MİYİM?
Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.

Eserin Türü: Roman.

Eserin Kişileri: Şadan, Kalender Nuri, Sermet, Revan Hanım...

Eserin Özellikleri: Bu roman yüzünden savcılık, "namusa ve ahlaka aykırıdır" gerekçesiyle, Hüseyin Rahmi'ye kamu davası açar. 25-29 Eylül günleri yapılan iki duruşma sonunda yazar ve romanı aklanır. Gürpınar, 23 Eylül 1924 günlü Son telgrafta, "Yargıçlara, okuyucularına, kamuoyuna!" diye seslenen açık mektupta şunları yazmıştır: "Bir olayı görüyoruz... Olayın gerçekliğini ve içtenliğini korumak için algıladığımız gördüğümüz gibi göstermek zorundayız. Bugün natüralizm, realizmin teknik sınırı içinde öykü yazmak büyük bir kavrayış gerektiren derin bir bilimdir... Toplumsal türlü türlü tiksindirici yaraları açacaksınız; frengi, cinnet gibi... Yürekler acısı belirtilerin etkilerini göstereceksiniz... Fen ve gerçek adına yürüyecek ve insanlardan hiçbir şey gizlemeyeceksiniz... Savcı istiyor mu ki roman, gördüğü çirkinlikleri, yaraların kokusunu değiştirsin; ikiyüzlülük, bilgisizlik ve bağnazlığa aracı olarak gerçeği diri diri gömdürmeye boyun eğsin..."

Eserin Özeti: [Birtakım garip ve kötü alışkanlıkları yüzünden, kuşkuya kapılan yirmi yaşındaki Şadan, doktorların 'evlenmemeli', 'iyi gören deli', 'yarım deli' öğüt ve tanılarıyla kendini olayların akışına bırakır. Okumayı sevmektedir. En iyi dostları da Nietzche ve Schopenhauer'dir. Kuşkucu yaşamı arasında arkadaşlık ettiği ve Madam Fedrona'nın randevuevinde buluştuğu, "Kalender Nuri" ile birlikte, kocasına bağlı, onurlu bir ev hanımı ve arkadaşları "Sermet"in ablası olan 'Revan Hanım'ı baştan çıkarmayı kararlaştırırlar. Sermet aracılığıyla eve mektuplar göndererek, işe girişirler... Sonunda, kocası Revan Hanım'ı bırakır, Şadan onunla evlenir ama gariplikleri ve kuşkuları daha da azar. Karısına göz koyan arkadaşı Nuri'yi bir kuyuya atarak öldürür; sonra da iyice çıldırarak karısına ve kendine kıyar; karısı kurtulur.]

BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ (1892)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Osman Vecdi (başkahraman), Nigar, Hüsam...
Eserin Özellikleri: Halit Ziya'nın roman türündeki üçüncü eseridir. İki delikanlı-nın bir genç kıza duyduğu aşk çevresinde gelişir. Romanda anlatılanları Vec-di'nin Hüsam'a verdiği hatıra defterinden öğreniriz.

Eserin Özeti: [Hala-dayı çocukları olan Vecdi ve Nigar, Nigar'ın annesinin Beylerbeyi'ndeki yalısında birlikte büyürler. Vecdi annesini, Nigar da babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Vecdi'nin Galatasaray'dan arkadaşı taşralı Hüsam da sık sık yalıya gelir. Halası Vecdi'yi Nigar'la evlendirmek istediği zaman genç kız buna karşı çıkar. Zira o, Hüsam'ı sevmektedir. Vecdi, aradan çekilir ve Nigar'la Hüsam'ın evlenmesine yardımcı olur. Ancak bu olaydan sonra Vecdi'nin gözünde hayatının bir değeri kalmaz. Bu yüzden ölmek için gönüllü olarak o sırada cereyan eden bir savaşa katılır ama ölmez. Romanın sonunda bir yağmurlu havada çok üşüten Vecdi, sağlığını korumak yolunda her türlü tedbiri reddederek adeta kendini ölüme terk eder. O, ölümünden kısa bir zaman önce Hüsam'ı yanına çağırarak ona bir hatıra defteri verir ve onları affettiğini söyler.]

EYLÜL (1901)
Eserin Yazarı: Mehmet Rauf.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Suat, Süreyya, Necip, Hacer...
Eserin Özellikleri-Konusu: Türk edebiyatındaki ilk başarılı psikolojik romandır.
Üçlü bir aşk macerası ve kahramanların an ve durumlara göre değişen ruh hallerinin değişimi ve tahlili üzerine kuruludur. Eserin adı olan Eylül, eserin hâkim olan duygusunu açıklayan sembolik bir kelimedir. Suat ile kocası Süreyya'nın akrabası ve yakın arkadaşı olan Necip arasında başlayan büyük bir aşkın, ahlak ve toplum kuralları sebebiyle ümitsizleşmesinin yarattığı acı ve ıstırap hâkim olan duygudur.

Eserin Özeti: [Suat ile Süreyya beş yıldır evlidirler. Çok iyi anlaşmaktadırlar. Fakat memur olan Süreyya'nın kazancı rahat yaşamaları için yeterli değildir. Oysa babasının durumu iyidir ama onlara pek yardım etmez. Ailenin büyüğü sayıldığından yazları, kayınbabanın çiftlik bozması evinde kalırlar. Ne var ki, yıllar geçtikçe genç karı koca bu ıssız evden sıkılmaya başlarlar. Suat babasına gizlice mektup yazar. Deniz kıyısında bir yalı kiralayacak kadar para ister. Babası kızını kırmaz, parayı gönderir. Süreyya'nın bir arkadaşı vardır: Necip. Aynı zamanda akrabasıdır. Sık sık arkadaşını görmeye gelir. Karı koca ondan pek hoşlanırlar. O yaz, Boğaziçi'nde güzel bir yalı kiralanır. Akrabaların dedikodusundan ve kıskanç bakışlarından kurtulan karı koca mutludurlar. Süreyya her gün kayıkla balığa çıkar. Necip, Suat'a arkadaşlık eder. Baş başa kaldıklarında Suat piyano çalar, Necip ilgiyle dinler. Arada bir söyleşip dertleşirler. Gittikçe birbirlerine yaklaşırlar. Sonunda Necip onu sevdiğini sezer, kendini tutmaya, duygularını gizlemeye çalışır. Dostuna ihanet etmek ona ağır gelir. Kaldı ki Suat da son derece temiz, dürüst bir eştir. Gelgelelim, Süreyya'nın kız kardeşi olan ve Necip'e eğilim duyan Hacer, onun yalıya sık sık gidişini kıskanarak dedikodu konusu yapar. Bunun üzerine Necip gidiş gelişleri seyreltir. Durumu dadısından öğrenen Suat çok üzülür ama sesini çıkarmaz. Necip bir ara tifoya yakalanır, yatağa düşer. Hastalığı sırasında Suat'ı ve ondan çaldığı eldiveni sayıklar. Hacer bunu duyar ve hastayı görmeye gelen Suat'a iletir. Suat pek utanır, onu içten içe sevdiğini anlar. Necip yavaş yavaş İyileşir. Süreyya'nın sürekli çağrısıyla, nekahetini geçirmek için yalıya gider. Yalnız kaldıkları bir gün, bitkin bir durumda, sevgisini itiraf eder. Suat şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Aile kışın konağa taşınır. Artık, iki sevgili, eskisi gibi birbirlerini sık göremezler. İkisi de mutsuzluk ve bunalım içindedir. Necip'in de konakta bulunduğu bir sırada yangın çıkar. Herkes korkuyla dışarı fırlar. Fakat Suat içeride kalır. Çağırmalara karşılık vermez. Necip tasayla alevlerin içine dalar, amacı sevdiği kadını kurtarmaktır. O sıra birdenbire tavan üstüne yıkılır. Suat'la birlikte yanarlar. Temiz aşklarını küllere gömerler.]

FERDİ VE ŞÜREKĀSI (1895)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: İsmail Tayfur, Saniha, Hacer...
Eserin Özellikleri: Yazarın İzmir devresi romanlarının sonuncusu ve en hacimlisidir. Sefile'de karşımıza çıkan sosyal motifler daha da kuvvetlenip geniş bir çerçeveye yayılarak Ferdi ve Şürekâsı'nda fakir-zengin tezadı halinde romanın önemli bir yönünü oluşturur. Romanın bu yönünün gerisinde biraz da yazarın babasına ve dedesine ait ticarethanelerde ve Osmanlı Bankası'nda yaşadığı olay ve izlenimler vardır. Romanda fakir-zengin çatışması ve fakirliğin acılarının yanı sıra üçlü aşk da vardır.


Eserin Özeti: [İsmail Tayfur babasının ölümü üzerine eğitimini yarıda bırakarak onun ölmeden önceki görevini sürdürür. İsmail Tayfur annesi ve babasının yıllar önce sokakta bulup eve getirdiği Saniha ile oturmaktadır ve Saniha'ya âşıktır. Bu arada patronunun kızı Hacer de ona âşık olur. Annesinden ve patronundan gelen baskılarla Hacer'le evlenmeyi kabullenir. Saniha ailenin selameti için bu durumu sineye çeker. İsmail Tayfur, Hacer'le evlendikten sonra onunla mutlu olamayacağını anlar ve Saniha'yla olan ilişkisini sürdürür. Bir süre sonra kocasının evi terk edeceğini öğrenen Hacer, bulundukları odanın kapısını kilitleyerek odayı ateşe verir. İsmail Tayfur, anahtarı Hacer'in elinden zorla alıp dışarı çıkarır ama Hacer artık ölmüştür. İsmail Tayfur orada çıldırır. Romanın sonunda yine İsmail Tayfur, annesi ve Saniha aynı evde yaşamaya devam ederler.]​

GENÇ KIZ KALBİ (1912 tefrika, 1914)
Eserin Yazarı: Mehmet Rauf.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Mehmet Behiç, Pervin...
Eserin Özellikleri-Konusu: Bir kızın hatıra defteri üzerine kurulmuş, hayal-gerçek zıtlığını işleyen bir romandır. Şair Mehmet Behiç'e âşık olan Pervin, onunla evlenebileceğini düşünürken şair delikanlının kendisiyle evlenebilecek kadar zengin olmadığını ifade etmesiyle hayal kırıklığına uğrar. Pervin, kendisine talip olan jandarma komutanı ile mutsuz ama temiz bir hayat sürmeye karar verir. Roman, hayal-gerçek çatışmasına dayanır.​

GULYABANİ
Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Şefika Hanım, Çeşmifelek Kalfa, Ruşen Dadı, Bekir, Hasan, Şevki, Muhsine...

Eserin Özeti: [Şefika Hanım, parasına göz diken hayırsız yeğeni tarafından Üsküdar'da Bulgurlu dolaylarında bir konakta cinlerle, perilerle tehdit ettirilmektedir. Evde, korkutulan üç kadın daha vardır: Çeşmifelek Kalfa, Zenci Ruşen Dadı ve sonradan hizmetçi gelmiş Muhsine. Olaylar Muhsine'nin ağzından anlatılır. Düğüm, Muhsine'yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından çözülür: Gulyabani kılığına girerek kadınları dehşete düşüren kişinin konağın kâhyası Bekir, cin kılığındaki adamın da Şefika Hanım'ın yeğeni Şevki olduğu anlaşılır. Sonunda Muhsine ile Hasan evlenirler.

HALAS
Eserin Yazarı: Mehmet Rauf.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Nihat, Beatrice, İclal, Emin Bey...
Eserin Özellikleri: Eserin girişinde "İstiklal Harbi Romanı" yazarak eserin içeriği belirtilmiştir. On sözdeki "Büyüklerin en büyüğü Gazi Mustafa Kemal'e" sözüyle okuyucunun karşısına çıkan roman, Anadolu'nun işgalini ve Milli Mücadele'yi, İzmir ve İstanbul'daki yansımalarının içinden anlatır. Aşk duygusu etrafında gelişen roman, Teğmen Nihat'ın Beatrice ve emekli subay Emin Bey'in kızı İclal arasındaki tercih sebebini milli hassasiyetler karşısındaki durumu oluşturur. Romanda Anadolu'nun işgali ve Kurtuluş Savaşı anlatılmış, kadına duyulan aşkın yanında vatan, millet aşkına da geniş yer verilmiştir.

Eserin Özeti: [Harp Okulu'nu bitirince gönderildiği Suriye'de yaralanmış, İstanbul'da tedavi görmüş, sonra da babasından kalma birkaç evle dükkânı satmak için İzmir'e izinli gelen, genç subay Nihat, İzmir'de İngiliz kızı Beatrice'i sever. Mütareke günleridir. Yunanlıların İzmir'i işgal etme belirtileri karşısında, kızın babası Nihat'ın milli gururunu kıracak davranışlarda bulunmaya başlayınca Nihat, kızla ilişkisini keser, İzmir'de kurulmuş gizli örgüte girer. Kısa bir süre sonra kalp hastalığından ölen örgüt başkanı Miralay Emin Bey'in, götürmesi için bıraktığı iki mektubu alarak İstanbul'a gelir. Mektubun biri Miralay'ın kızı İclal'e verilecektir. Nihat'la İclal birbirlerini severler, zaferden sonra evleneceklerdir. Anadolu'ya geçmek isteyen Nihat, İngilizler tarafından yakalanır, aylarca tutuklu kalır, sorguya çekilmek için çıkarıldığı mahkeme koridorunda Beatrice ile karşılaşır, onun yardımıyla kurtulur. Beatrice evlenmelerini önerir; Nihat, İclal'i sevdiğini, İclal'le Anadolu'ya kaçıp Ankara'ya gideceklerini söyler. Beatrice iki sevgiliyi yemeğe davet eder, gece de Nihat ile İclal'i İnebolu'ya gizlice cephane taşıyan bir motora bindirir, kendi aşkını gönlüne gömerek ikisini dostça uğurlar. Birinci İnönü Zaferi (10 Ocak 1921) o günlerde kazanılmış, Nihat'la İclal, Milli Mücadele'ye katılmak için Anadolu'ya geçmekle halas (kurtuluş) yoluna girdiklerini göstermişlerdir.]

HAYAL İÇİNDE

Eserin Yazarı: Hüseyin Cahit Yalçın.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Nezih, İzmaro...
Eserin Özellikleri-Konusu: Eserde İstanbul'da okuyan bir İdadi öğrencisinin Tepebaşı Bahçesi'nde uzaktan gördüğü Rum kızına karşı duyduğu saf ve samimi sevgi dile getirilmektedir. Yazar, Edebi Hatıralar isimli eserinde bu romana konu olan aşkın, kendi hayatında yaşadığı ve o yıllarda bu olay üzerine tuttuğu notlardan çıktığını söyler. Hayal İçinde bir gencin aşkını konu almaktadır. Romanın hareket noktasını Hüseyin Cahit'in yaşadığı bir macera teşkil eder. Romanın kahramanı başka bir âleme mensup bir genç kıza aşık olur ve hayatın gerçekleriyle karşılaşır. Neticede gencin ruhunda büyük bir değişiklik olur. O, artık şüpheci ve inkârcı bir tutum içinde derin bir determinizme saplanmıştır. Bu macera ferdi gibi görünmekle beraber "Türk aydınının batı ile doğu arasındaki mütereddit tutumu ile birleşerek karmaşık bir hale gelir. Bu özelliklerinden dolayı bu roman realist ve olgun bir eserdir. Roman kahramanı bazı tasanlar, vehimler ve hülyalar içinde kıvranır durur. Hüseyin Cahit, o yıllar-da sözü edilen psikoloji romanı örneği olarak ele aldığı bu eserinde kişilerin duygu ve düşünceleri ile davranışlarını ayrıntılarına kadar işleyerek başarılı olmuştur. Roman kahramanı Nezih, o devirde gençliğinin ortak özelliklerini ifade ettiğinden zihinlerde iz bırakmış, bunun üzerine yazar bir seri roman gibi Nezih'in okuldan mezun olup hayata atıldıktan sonraki serüvenini Hakikat Pençesi ismi altında romanlaştırmayı düşünmüştür.


Eserin Özeti: [Hayal İçinde romanında tutkulu bir aşk macerası yaşayan 17 yaşındaki Nezih'in hikâyesi anlatılır. Nezih, toy bir idadi öğrencisidir. Bir pazar günü, birkaç arkadaşıyla birlikte Tepebaşı Bahçesi'ne gider. Orada Diyapulo aile adını taşıyan üç Rum kız kardeşe rastlar. En küçükleri sarışın İzmaro'ya gönül verir, onları görebilmek için sık sık Tepebaşı Bahçesi'ne gitmeye başlar; kızdan da kendisine karşı bir alaka umar. Gençliğinin ve tecrübesizliğinin verdiği heyecanla birçok hayal kurar, ümitlere kapılır, acılar çeker. Sonunda bütün bu hayallerin boş olduğunu, Diyapulolar'ın karşılıklı sevmeye değil ancak gülüşmeye ve eğlenmeye yaradığını anlar.]

KIRIK HAYATLAR (1924)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Ömer Behiç, Vedide, Leyla, Neyyir...
Eserin Özellikleri: Halit Ziya'nın, kurgu bakımından en karmaşık romanıdır.

Eserin Özeti: [Romanın başkişisi Ömer Behiç tıp tahsilini yurt dışında tamamlamış bir doktordur. Karısı Vedide ve iki kızıyla yaşamaktadır. Evine ve ailesine bağlıdır. Aşk-ı Memnu romanındaki "Melih Bey takımı" gibi bu romanda da "Veli Efendi'nin kızları vardır. Veli Efendi'nin kızlarından Neyyir, tanıştığı Ömer Behiç'i kısa sürede etkisi altına alır. Ömer Behiç böyle bir ilişkiye bir süre direnirse de sonunda onunla bir terzi odasında buluşmaya başlar. Ancak bu ilişki de mutluluk vermez Ömer Behiç'e. Bu arada küçük kızı Leyla'nın hastalığı ilerler. Neyyir de zengin bir adamla evlenmek üzeredir. Neyyir, Ömer Behiç'e, evlendikten sonra da onunla görüşeceğini söyler. Ömer Behiç bunu kabul etmez. Ömer Behiç'in kızı ölür. Neyyir haber yollayıp onu çağırırsa da o gitmez. Sonunda Ömer Behiç büyük bir pişmanlık içinde evine döner.]

KUYRUKLUYILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ
Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: İrfan Galip, Feriha Davut...
Eserin Özeti: [1910 yılının Mayıs ayında yeryüzüne çarpacağı söylentisiyle İstanbulluları heyecanlandıran Halley Kuyrukluyıldızı, şehrin kıyı köşe semtlerinde bir efsaneye dönüşmüştür. Roman, bu semtlerde yaşayan, bilimle, bilgiyle devşirilmemiş ömürler sürmeye mahkûm, hayal güçleri bir o kadar geniş mahalle kadınlarının unutulmaz Halley konuşmalarıyla başlar. Herkes endişeli bir bekleyiş içerisindedir. Aksaray'da oturan, varlıklı, iyi kötü öğrenim görmüş İrfan Galip bir gönül kırgınlığından dolayı kadın düşmanı kesilmiştir. Halley söylentilerini fırsat bilerek hanımları konferanslarıyla büsbütün korkutmaya karar verir. Şimdi bütün İstanbul kadınları akın akın bu konferanslara katılmakta, Irfan Galip'in yalanlarına inanmaktadırlar. Ne var ki kendisine "kadın doğduğuna üzgün bir zavallı"nın mektup yollaması ve kuyrukluyıldız konusunda bilgi istemesi İrfan Galip'in kalbini yumuşatacak; hanım ile bey arasında bir mektuplaşma başlayacaktır. Dönemin yozlaşmış törelerini eleştiren eser, iki gencin birbirlerine gerçekten âşık olmaları ve İrfan Galip'in okumuş yazmış Feriha Davut'la evlenmesiyle son bulur.]

MAİ VE SİYAH (1898)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.

Eserin Kişileri: Ahmet Cemil. Romanın başkahramanı. Yirmili yaşlarda duygusal, genç bir şairdir. Lamia: Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi, Ahmet Cemil'in âşık olduğu kızdır. Hüseyin Nazmi: Ahmet Cemil'in en yakın arkadaşıdır. İkbal: Ahmet Cemil'in kız kardeşidir. Raci: Mir'at-ı Şuun gazetesinin yazarlarındandır. Eski edebiyat taraftarı, yeni edebiyat karşıtı biridir. Vehbi. İkbal'in eşidir, Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibi Tevfik Efendi'nin oğludur. Ahmet Şekip, Ahmet Şevki, Hüseyin Baha, Sait, Saip romanın diğer kişileridir.
Eserin Özellikleri: Halit Ziya'nın roman türündeki önemli eseridir. Roman, Batılı tekniklere uygun
olarak yazılmış bir romandır. Romanın başkahramanı Ahmet Cemil, Servetifünun neslinin sembolüdür. Servetifünun neslini anlattığı için bir "nesil romanı"dır. Tezatlar üzerine kurulmuş olan Mai ve Siyah'ta, "mai" hayalleri, "siyah" ise gerçekleri temsil eder. Böylece hayal-hakikat çatışması, okuyucuyu devrin romantizmden realizme geçiş sancılarıyla bir roman atmosferi içinde yeniden karşılaştırır. Roman, "mai"den "siyah"a yani hayalden gerçeğe dönüşerek tamamlanır.

Eserin Özeti: [Ahmet Cemil Mülkiye'de okur. Babası öldüğü için annesi ve kız kardeşine o bakar. Akşamları, okuldan sonra, kitapçılara polisiye hikâyeler çevirir. Aslında edebiyatı sever fakat bu tür işler onu açmaz. Ama geçinebilmek için çalışmak zorundadır. Ayrıca, zengin aile çocuklarına özel dersler verir. Onların türlü kaprisleri, şımarık tavırları kendisini sıkar. Çaresizlik içinde kıvranır. Arkadaşları, Mir'at-ı Şuun gazetesine başvurmasını öğütlerler. Gazeteye bir roman çeviricisi aranmaktadır. Ahmet Cemil, işe başlar, durumu biraz düzelir. Bu arada Mülkiye sınavlarına da girerek okulu bitirir. Amacı edebiyat alanında üne ermektir. Bunun için, boş zamanlarında özenle bir esere çalışır. Tatlı hülyalar kurar. Gazetenin başyazarı Ali Şekip ile okuldan arkadaşı Hüseyin Nazmi, onun en sevdiği kişilerdir. Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi Lamia'yı bir kez görmüş ve gönlünü ona kaptırmıştır. Bir gün gazetenin sahibi ölür. Yerine oğlu Vehbi Efendi geçer. Ahmet Cemil'in kız kardeşi ile evlenir. Sonuç hiç de iç açıcı değildir. Kaba ve bencil bir adam olan Vehbi Efendi sık sık karısını döver. Bir keresinde karnına tekme atar. Karısı hastalanır ve çocuğunu düşürür. Ahmet Cemil dayanamaz, kız kardeşini evine getirir. Ona özenle bakar fakat kadıncağız çok hırpalandığından bir süre sonra ölür. Vehbi Efendi de Ahmet Cemil'i gazeteden kovar. Zengin bir ailenin oğlu olan Hüseyin Nazmi, dışişlerinde iyi bir görev alarak Avrupa'ya gitmeye hazırlanır. Her zaman oturdukları kahvede arkadaşına bu müjdeyi verir. Ayrıca, kız kardeşi Lamia'nın da bir subayla nişanlandığını söyler. Lamia'yı içten içe seven Ahmet Cemil bu habere çok üzülür. Çünkü onunla evlenmeyi tasarlamaktadır. Bütün bu acı olaylar Ahmet Cemil'i sarsar. Yıkılmasına yol açar. Üzerine titrediği eserini bir bunalım anında ocağa atıp yakar. Gereken makamlara başvurarak uzak bir yerde kaymakamlık alır. Annesiyle İstanbul'dan ayrılır.]

MÜREBBİYE
Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.

Eserin Türü: Roman. 

Eserin Kişileri: Dehri Efendi, Şem'i, Anjel, Amca Bey...

Eserin Özeti: [Dehri Efendi, mülkiye memurluğundan emekli, 65 yaşlarında zengin bir ihtiyardır. Bilim, fen ve edebiyat meraklısıdır. İyi Fransızca bilir. Çok sert bir aile başkanıdır. Ölen karısından, Melahat adında, 25 yaşlarında çirkin bir kızı, Şem'i adında, 18 yaşında bir de oğlu vardır. Melahat'ı Sadri adında yoksul bir gençle evlendirmiş, damadını kendi oturduğu yalıya içgüveysi olarak almıştır. Şem'i yükseköğrenim görmektedir, kafasız bir delikanlıdır, derslerini bilmedikçe Dehri Efendi onu falakaya yatırır; Şem'i, dayak korkusuyla, vapurda bile derslerini ezberlemeye çalışır. Yalıda bir de Dehri Efendi'nin kardeşi Amca Bey vardır. Bu, Dehri Efendi'den yirmi yaş küçük, kambur, çirkin, aynı zamanda züppe bir adamdır. Bütün servetini yiyip bitirdikten sonra ağabeyinin yanına sığınmıştır. Dehri Efendi, bir cariyeden olan iki küçük çocuğu için, Anjel (Angele) adında bir Fransız mürebbiye tutar. Düşkün bir kadın olan Anjel, "nakden müstefid olmak" için Şem'i'yi, Amca Bey'i, damat Sadri'yi baştan çıkartır. Üç erkek kıskançlık yüzünden birbirine düşer. Dehri Efendi, Şem'i ile Amca Bey'e yalının harem dairesine girmeyi yasak eder. Haremde kalan damat Sadri'nin, geceleri Anjel'in odasına girdiğini öğrenen Şem'i müthiş bir kıskançlığa kapılır, bir gece rakibini öldürmek için elinde hançerle Anjel'in odasına gider, kapıyı kırarak içeri girer, kilitli bulunan aynalı dolabın anahtarını Anjel'den zorla alır, açar fakat dolabın içinden Dehri Efendi çıkar. İkisi de düşüp bayılır.]

NESL-I AHİR (1990)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Süleyman Nüzhet, Azra, Server, İrfan...
Eserin Özellikleri: Romanda genç yaşta dul kalmış ve uzun yıllar Avrupa'da kaldıktan sonra yurda dönmüş Süleyman Nüzhet'in hikâyesi anlatılır.

Eserin Özeti: [Dışişleri memurlarından Süleyman Nüzhet, bir anlaşmazlık sonunda Paris'teki görevinden ayrılıp İstanbul'a döner. Ölen karısından kalan tek kızı Azra, High School'un son sınıfındadır. Azra okulu bitirince, baba kız, Büyükada'da bir ev tutup, şehrin gürültüsünden uzak yaşamaya koyulurlar. Süleyman Nüzhet şimdi 45 yaşındadır. Karısının ölümünden sonra, bir ara yalı komşusu Suat Hanım'a gönül vermişse de, kızını düşünerek evlenmemiş; şimdi de enişte-sinin yeğeni, 22 yaşındaki Server'e gönlünü kaptırmıştır. Server'i çılgınca bir tutku ile sevdiği halde, yine kızını düşünerek ona evlenme teklifi edemez. Server, ailesinin isteğine boyun eğerek, jurnalci Gıyas ile evlenir. Bu arada, devrimci gençlerden piyanist İrfan ile Azra arasında bir gönül yakınlığı başlamıştır. İrfan, katıldığı suikast dolayısıyla intihar edince, mutluluğu yarı yolda kalan Azra ile babası, bu iki aşk kırgını, Aşk-ı Memnu'daki Nihal ile Adnan Bey gibi- Ada'da baş başa kalırlar.]

SEFİLE (1887)
Eserin Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Özellikleri: Halit Ziya'nın ilk romanıdır. 1886 yılında yayımlanmıştır. Ahmet Mithat Efendi'nin 1881'de yazdığı romantik bir karakter taşıyan Henüz On Yedi Yaşında romanının bir antitezi olarak realist roman anlayışıyla yazılmış bir eserdir. Ahmet Mithat, eserinde Kalyopi adlı bir Rum kızını ele alıp başından geçenleri daha çok kronolojik bir sırada anlatır ve kahramanını bir Müslüman Türk erkeği vasıtasıyla bataklıktan kurtararak romanı mutlu bir şekilde bitirir. Halit Ziya ise bir Müslüman Türk kızının başından geçenleri anlattığı romanında olay örgüsünü çok farklı bir şekilde kurar ve eserini trajik bir şekilde bitirir. ​

ŞIPSEVDİ
Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Pehlevizade Meftun Bey, Kasım Efendi, Edibe, Lebibe...

Eserin Özeti: [Pehlevizade Meftun Bey okumak için gittiği Paris'te yıllarca kalır, okumaz, Fransa dönüşü, Erenköy'deki babadan kalma köşkünde alafranga bir hayat sürmek hevesine kapılır. Köşk komşusu Kaşıkçılar Kethüdası Kasım Efendi çok zengin, fakat çok cimri, aynı zamanda çok bağnaz bir adamdır. Sürmek istediği hayatı uygulayabilmek için çok paraya ihtiyacı olan Meftun, Kasım Efendi'nin görgüsüz ve bağnaz kızı Edibe ile evlenmeyi tasarlar. Bu evlenmeye Kasım Efendi'nin razı olmayacağını bildiği için, cimri adamı para ile avlamayı kurar ve kendisine, Şark Demiryolları Piyangosu'nun on beş bin liralık büyük ikramiyesi vurdu söylentisini çıkartır. Kasım Efendi kızını verir. Meftun'un kız kardeşi Lebibe'yi de Kasım Efendi'nin oğlu Mahir alır. Hasis ihtiyar, kızının da, oğlunun da bakımını Meftun'un üstüne bırakır. Boğazına kadar borca giren Meftun, kayınbiraderi Mahir'i kandırarak ona, Kasım Efendi'nin mührünü ve kasasındaki altı yüz lira para ile Balıkpazarı'ndaki bir hanın senedini çaldırtır; iki bin lira borç karşılığında hanı ipotek eder. Kasım Efendi işi öğrenince, Meftun'u zorlayarak kızını boşatır, oğlunu da reddeder. Mahir, sevdiği bir kadının hıyanetini öğrenince kendini öldürür. Meftun, Paris'e kaçar. Edibe babasının yanına gider, fakat kocasından aldığı alafrangalık dersinin etkisiyle, eve gizlice erkek almaya başlar, bunu öğrenen Kasım Efendi'ye inme iner. Meftun, Kasım Efendi'den kalacak servete konabilmek için eski karısıyla yeniden evlenmeyi düşünmekte ve İstanbul'a dönebilmek için Kasım Efendi'nin ölümünü beklemektedir.]

TESADÜF

Eserin Yazarı: Hüseyin Rahmi Gürpınar.
Eserin Türü: Roman.
Eserin Kişileri: Mail, Saibe, Şöhret, Nefise...
Eserin Özeti: [Mail, zengin bir ailenin oğludur. İyi öğrenim ve eğitim görmüştür. Babasının arkadaşlarından yine zengin birinin kızı olan Saibe ile evlenir. Karı koca mutlu bir hayat sürmektedir. Bir de çocukları vardır. Mail, günün birinde, Şöhret adlı düşkün bir kadına tutulur; karısını ve çocuğunu ihmal etmeye başlar. Saibe, kocasını yeniden kendisine bağlamak için Çardak Bakıcı diye ün salan Nefise'ye başvurur. Delikanlıyı kendisine daha çok bağlamak isteyen Şöhret de aynı büyücüye başvurur. Bu tesadüften yararlanarak zengin müşterilerden bol para sızdırmayı düşünen Büyücü Nefise, Saibe'den öğrendiği ile Şöhret'i, Şöhret'ten öğrendiği ile Saibe'yi idare etmeye başlar; sonunda Saibe ve Mail'in arasının daha çok açılmasını ve Şöhret'in Mail'le evlenmesini hazırlar. Saibe her şeye katlanır, sonunda verem olur. Karısından büsbütün ayrılmak için bahane arayan Mail, onu büyücünün evinde bastırır, boşar; bu sırada Şöhret de tesadüf olarak aynı saatte oraya gelir; yine aynı saatte, Nefise'nin eski komşularından Hürmüz de vaktiyle Nefise'ye kaptırmış olduğu paralarını istemek üzere oraya gelir ve böylece büyücünün düzeni meydana çıkar. Saibe yedi ay sonra ölür. Mail'in anası babası da kısa bir zamanda kederlerinden ölürler. Delikanlı, babasından kalan serveti Şöhret uğrunda tüketir, sonunda sefil olur.]

bottom of page