top of page

İKİNCİ YENİCİLER

Türk şiirinde 1954’ten sonra görülmeye başlayan “İkinci Yeni” şiir hareketi, ortaya koyduğu iddialar ve toplu çıkışlarıyla dilde değişimin bir halkası olmuştur. Bu topluluğun göze çarpan en önemli özelliği Türkçeyi kullanış biçimlerindeki farklılıktır. İkinci Yenicilerin kabul görmüş kuralların dışına çıkması, bugünkü söyleyişle dil sapmalarına başvurmaları, topluluğun genetiğini ortaya koymuştur. Türkçenin yazım, ses, kelime, anlatım, dil bilgisi, anlamsal kurallarını değiştirme örnekleri özellikle 1950’den itibaren görülmeye başlanmıştır. Bu dönemden itibaren, özellikle İkinci Yenicilerin, var olan dil ve edebiyat anlayışına karşı çıktıkları dikkati çeker. Şiirin dili, biçimi farklılaştırılmaya çalışılmış, yeni kullanımlar denenerek anlama farklı yollar getirilmeye çalışılmıştır. Bir bildirgelerinin olmamasına rağmen çok ilginçtir ki topluluk üyeleri belli ilkeler doğrultusunda bir araya gelerek dil anlayışlarında aykırılıklar meydana getirmişlerdir. Topluluk sanatçıları şiirde kelimenin anlamıyla oynamakla kalmamış, şiirin biçim özelliklerini de kendilerine göre yapılandırmaya çalışmışlardır. Bu durum edebiyatçılar arasında dilin imkânlarını genişletmek ya da dilin mevcut kurallarını ihlal etmek olarak yorumlanmıştır. Kaynakça: (Kara, Ö. T. TÜRKÇENİN KURALLARI DIŞINA ÇIKAN BİR TOPLULUK: İKİNCİ YENİCİLER, DergiPark, 2013)

Türk şiirinde 1950’li yıllara gelindiğinde Garip çizgisinde devam eden şiir anlayışında bir tıkanma meydana gelir. Bu tıkanışla birlikte Ece Ayhan, Edip Cansever, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, İlhan Berk gibi genç şairlerin kaleminden çıkan farklı şiirler dikkat çeker. Bu şiirlerin ortak özelliği imgeye dayalı soyut şiir olmalarıdır. Temelde Garip anlayışına tepki olarak doğan ve ortak bir bildirisi olmayan akımın çıkış öyküsünü Süreya, şöyle aktarmaktadır: “II. Yeni bir akım olarak doğmadı. Bir programı, ortak bildirisi olmadı. Şairlerin çoğu birbirini tanımıyordu bile. Yazışmıyorlardı da. Sözgelimi ben Edip Cansever’le 1956’da, Turgut Uyar’la çok daha sonra tanıştım. İlhan Berk’le çok çok daha sonra. Sanırım metinlerin tanışması oldu. Bugünden geriye alırsak bir akım oluşmamış diyemeyiz. Ama işte öyle bir akım.” (2002: 99). Nitekim Asım Bezirci de “İkinci Yeni’yi bir akım değil, ortak bir hareket saymanın daha doğru olduğunu” vurgular (1996: 42). Ona göre bu topluluk, imgeye kapılarını sonuna kadar açıp edebî sanatlara da özgürlük tanıyarak konuşma diline ve ortak dile sırt çevirmiştir. Ayrıca duyguya ve çağrışıma dayanarak yoksul çoğunluğun yerine, aydın bir azınlığa seslenmeyi seçmiştir (1996: 9). 

İkinci Yeni şairleri, şiirde öncelikli olarak basitlik, sadelik ve aleladeliği esas alan Garip akımından ayrı bir duruş ortaya koyma amacındadırlar. İkinci Yeni şiirinin soyut, anlamsız ya da kapalı olma, imge ve çağrışımlara dayanma, özde ve biçimde deformasyona yöneliş, bireycilik, biçimcilik, okurdan kopma, toluma sırtını dönme, usdışına çıkma, bilinçdışının olanaklarından yararlanma, Garip akımının yalınlığına karşı çıkma gibi pek çok belirgin özelliği vardır. Şiirdeki bütün mevcut kalıpları yıkmayı ilke edinerek anlaşılmak için okurun çabasını zorunlu kılan bir tavır sergileyen İkinci Yeni şiirinde, aslında toplumdan kopuk bir şiir anlayışı değil, mevcut toplumsal düzene bir başkaldırı vardır. Daha özgür bir toplum arzusunda olan İkinci Yeni şairleri, bu arzularını şiirlerinde dile getirirler (İnce, 1977: 309). 

Akımın ya da Topluluğun Genel Özellikleri 

• Garip akımına, diğer adıyla Birinci Yeniciler’e karşı ortaya çıkmışlardır.

• Şiirde çağrışım, imge ve sanatsal ifadelerin kullanılması gerektiğini savunurken, Garip akımı bu özellikleri reddetmiştir.

• Eserleriyle halktan ziyade aydın, eğitimli ve entelektüel kesime seslenmişlerdir.

• Toplumsal temalar yerine bireyin iç dünyasını ve varoluşunu ön planda tutmuşlardır.

• Şiirde akıl ve anlamdan çok, duygusal yoğunluk ve sezgiye önem vermişlerdir.

• Şiirlerinde daha önce duyulmamış ya da alışılmadık sözcükleri kullanmaktan çekinmemişlerdir; örnekler arasında cehennet, aparthan, üvercinka gibi kelimeler yer alır.

• Kapalı ve çok katmanlı bir anlatım biçimi benimsemişlerdir.

• Şiirleri, ilk okunduğunda düşünülmeden, alelade yazılmış izlenimi yaratabilir; bu, bilinçli bir sanat tekniğinin sonucudur.

• “İkinci Yeni” ismini, edebiyatçı Muzaffer Erdost vermiş olup, bu nedenle akımın isim babası olarak kabul edilir.

• Şiirlerinde ses ve ritim unsurlarına ayrıcalıklı bir önem atfetmişlerdir.

Dönemin Temsilcileri 

İlhan Berk ​

 

• Sembolizm akımından etkilenmiş ve şiirin yalnızca anlam ile sınırlı kalamayacağı görüşünü savunmuştur.

• Şiirlerinde folklorik unsurlara sıkça yer vermiştir.

• Edebiyat dünyasında Ahmet Haşim’in etkisi belirgindir.

• En önemli şiir teması olarak aşk üzerine yoğunlaşmıştır.

• Soyut şiiri en uç noktalarına taşıyan şair olarak kabul edilir.

• Eserlerinde sürekli değişim ve yeniliği ilke edinmiştir.

• Sanat sanat içindir anlayışı eserlerinde hakimdir.

• Şiirlerinin başlıca temaları; geçmiş, mitoloji, zengin çağrışımlar, anlamsız ifadeler ve yoğun telmihlerdir.

• Aynı zamanda toplumcu anlayışla da eserler vermiş; kırsal yaşam, özgürlük, işçi sınıfı ve eşitlik konularını işlemiştir.

• Şiirlerinde başlangıçta hece ölçüsü ve kafiye kullanırken, sonrasında serbest, kapalı ve çağrışımsal bir üsluba yönelmiştir.

• Gündelik yaşam sahnelerinin betimlemeleriyle düzyazıya yaklaşan özgün bir anlatım tarzı da geliştirmiştir.

• “Sen Antoine’nin Güvercinleri” adlı eseriyle İkinci Yeni akımına dahil olmuştur.

• “Deniz Eskisi” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.

• “İstanbul” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü almıştır.

• “Güzel Irmak” adlı eseriyle Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.

• “Kül” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.

 

Eserleri  

  1. Aşk Tahtı-şiir

  2. Eşik-şiir

  3. Pera-şiir

  4. Galata-şiir

  5. Şifalı Otlar Kitabı-şiir

  6. Şeyler Kitabı-şiir

  7. Deniz Eskisi-şiir

  8. Galile Denizi-şiir

  9. Çivi Yazısı-şiir

  10. Güzel Irmak-şiir

  11. Kül-şiir

  12. Güneşi Yakanların Selamı-şiir

  13. İstanbul-şiir

  14. Delta ve Çocuk

Ece Ayhan   

• Sanatçı, Sürrealizm akımından etkilenmiş ve şiiri bir hayal sanatı olarak tanımlamıştır.

• Eserlerinde alışılmışın dışında, özgün ve sıra dışı bir imge dünyası yaratmıştır.

• Dilsel sınırları ve olanakları zorlayarak, söz diziminde radikal değişiklikler yapmıştır.

• Kendisini ifade etmek için özgün bir sözlük ve cümle yapısı geliştirmiştir.

• Şiirlerinde, aklın sınırlarını zorlayan kurgusal yapılar kullanmıştır.

• İkinci Yeni akımının en orijinal ve özgün şairlerinden biri olarak kabul edilir.

• Geleneksel “İkinci Yeni” tanımı yerine, şiir anlayışı için “Sivil Şiir” kavramını önermiştir.

• Sanat hayatında sıkılık, etik ve marjinallik temaları önemli yer tutar.

• Kelimelerin yer değiştirmesi nedeniyle, kimi eserlerinin adları bile beklenmedik ve alışılmadık bulunmuştur.

• Şiirlerinde, karanlık ve alışılmışın dışında bağdaştırmalarla özgün bir bakış açısı sergilemiştir.

• Ölüm ile arzunun birlikteliğinden doğan lirizm, eserlerinin temel özelliklerinden biridir.

• Sanat anlayışı olarak, sanat sanat içindir ilkesini benimsemiştir.

 

Eserleri 

  1. Devlet ve Tabiat-şiir

  2. Zambaklı Padişah-şiir

  3. Yort Savul-şiir

  4. Ortodoksluklar-şiir

  5. Sivil Şiirler-şiir

  6. Kınar Hanım'ın Denizleri-şiir

  7. Bakışsız Bir Kedi Kara-şiir

Cemal Süreya  

1950’li yılların başında Garip şiirine bir tepki olarak doğan bir oluşumun içinde yer alan Cemal Süreya’nın şiir anlayışı soyutlama ve imgeye dayanmaktadır. <<Anlamsızlık, soyutluk, kapalılık, toplumdan kopuş, biçimcilik, deformasyon>> İkinci Yeni ve Cemal Süreya şiiri için yöneltilen eleştirilerdendir. Ancak Enis Batur’a göre Cemal Süreya, İkinci Yeni şairleri içinde imge (imaj) duyarlılığıyla farklı bir yere sahiptir. O, ferdî bilinçaltından gelen duygulanmaları şuurlu biçimde mısranın dünyasına taşımıştır (1993: 84).

• Erdost’a göre ise, Cemal Süreya anlamsızlığı kendilerine ilke edinen genç şairlerden ayrı bir çizgide değerlendirilmelidir. Bir akımın katı kuralları içine hapsolmayı reddeden Süreya, konuşma dilini savunması, okuru önemsemesi ve salt soyut şiire karşı çıkmasıyla İkinci Yeni şairlerinden ayrılır (Erdost, 1994: 11). 

Kendi şiirinin en belirgin özelliğini "erotizm" olarak belirten Süreya (2002: 46), etkilendiği şairleri şiirlerinde ve yazılarında sürekli olarak vurgular: “Gördüğüm her güzel şiir bana dokunur. Kendimde etkilerini en çok seçebildiğim şairler, Melih Cevdet’le Oktay Rifat. Mısra kurmasını, dile yaslanmasını onlardan öğrendim, diyebilirim. Onların yanı sıra İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç’u da sayacağım…” (2002: 23). Adı geçen şairler, Cemal Süreya’nın çocuklar tarafından da bilinmesini istediği isimlerdir.

“Alışılagelen şiir dilinden bir sapma” (Karaca, 2005: 204) gösteren İkinci Yeni şiiri, “şuursuz bir sayıklama” (Özcan, 2003: 115) olarak nitelendirilmiştir. Şiirde anlam yerine imgeyi ön plana çıkaran İkinci Yeni şairleri, şiir diline farklı bir yapı kazandırarak anlaşılmazlığı seçmişlerdir. Bu nitelikler de Cemal Süreya’nın eserlerini çocuklar için anlaşılması zor bir tür hâline getirmekle beraber imge çeşitliliği bakımından hayal gücünün sınırlarını zorlamasıyla da zengin bir malzeme sunmaktadır.

• "Folklor Şiire Düşman" başlıklı yazısıyla edebiyat dünyasında bir çığır açan Süreya’nın şiiri, zengin bir çağrışım dünyasına sahiptir. Onun eserlerinde modern şiirin bütün anlam oyunları, klasik şiirin imgeleri, halk şiirinin yalınlığı ve Batı şiirinin izleri hep bir aradadır (Gökalp, 2009: 438). Cemal Süreya, şiirlerinde sanıldığı gibi kapalı bir dil kullanmamıştır. Şiirlerinde bolca yer verdiği imgeyi, “basit bir söz oyunu değil, çağrışım gücüyle birlikte gerçek hayatta karşılığı bulunan bir unsur” (2002: 193) olarak tanımlamıştır. Çağdaş şiirin imgeye dayandığını düşünen Cemal Süreya, “Aslında şiir, şiir içinde bir dildir; ancak kuşdili değildir.” (2002: 193) sözleriyle dilin anlaşılmazlığını eleştirir.  

• Sanatçı, özgün ve zengin bir imge dünyasına sahip olup, şiirlerinde mizah ve ironiyi ustaca kullanmıştır.

• Geleneksel şiir anlayışının sınırlandırıcı etkilerine karşı mesafeli durmuştur.

• Folklor ve şiiri birbirinden farklı iki ayrı kutup olarak değerlendirmiştir.

• Eserlerinde, kendine özgü, şahsına münhasır orijinal sözcükler ve cümle yapıları kullanmıştır.

• Ona göre şiirin ayırt edici unsurları dil ve hayaldir.

• Toplumsal değerlere tamamen yabancı olmayan, toplumla ilişkili bir şiir anlayışı benimsemiştir.

• Kendisinin ifadesiyle “Şiir anayasaya aykırıdır.”

• Şiirlerinde yaşayan insanın tüm yönlerini yansıtarak, modern şiirin adeta bir ressamı olmuştur.

• İkinci Yeni akımına ilişkin olarak “Güvercin Curnatası” kavramını ortaya atmıştır.

• Şiir dışında deneme ve eleştiri türlerinde de eserler vermiştir.

• Pazar Postası gazetesinde, Osman Mazlum takma adıyla yazılar ve eleştiriler kaleme almıştır.

• İlk şiiri “Şarkısın Beyaz” (1933) olarak yayımlanmıştır.

• “Üvercinka” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü kazanmıştır.

• “Göçebe” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.

• “Güz Bittiği” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü kazanmıştır.

• Sanat anlayışı olarak “Sanat sanat içindir” görüşünü benimsemiştir.

• Papirüs adlı edebiyat dergisini çıkarmıştır.

• Şiirlerinde belirgin biçimde lirizm ve erotizm unsurları görülür.

​​

Eserleri  

  1. Göçebe-şiir

  2. Sevda Sözleri-şiir

  3. Beni Sonra Doğur Beni-şiir

  4. Sıcak Nal-şiir

  5. Üvercinka-şiir

  6. Güz Bitiği-şiir

  7. Şapkan Dolu Çiçekle-deneme

  8. Uzat Saçlarını Firigya-deneme

  9. Folklor Şiire Düşman-deneme

  10. 99 Yüz-deneme

  11. Güvercin Curnatası-deneme

 

Sezai Karakoç  

​​

• Eserlerinde öncelikle hece ölçüsünü kullanmış, daha sonra aruz ölçüsüne yönelmiştir.

• Şiirlerinde sembollerle zenginleştirilmiş kapalı bir anlatım tercih etmiştir.

• Diriliş ekolünün kurucusu olarak kabul edilmektedir.

• Anne, sevgi ve çocuk temalarını eserlerinde işleyerek ön plana çıkmıştır.

• Kendini İkinci Yeni şairi olarak tanımlamamıştır.

• Sanatçının ün kazanmasını sağlayan ilk şiiri **“Monna Rosa”**dır.

• Fransız şiiri etkileri eserlerinde belirgindir; Cemal Süreya tarafından kendilerine “Kırık Bir Verlaine” benzetmesi yapılmıştır.

• Şiirinin kaynağı olarak İslami düşünce ile modern şiirin gerçeküstücülüğü öne çıkar.

• Mistisizm, evliya ve peygamber kıssalarından yararlanmıştır.

• Daha önce benzeri görülmemiş, etkileyici teşbihlerle yeni sentezler oluşturmuştur.

• Çok sayıda makale, deneme ve inceleme yazısı kaleme almıştır.

• 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü kazanmıştır.

• 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü Edebiyat dalında almıştır.

• Sanat anlayışı olarak “Sanat sanat içindir” ilkesini benimsemiştir.

• Anahtar kavramlar: Metafizik, İslâm, modern şiir, mistisizm ve karanlık imge dünyası.

 

Eserleri  

  1. Şahdamar-şiir

  2. Taha’nın Kitabı-şiir

  3. Çeşmeler-şiir

  4. Hızırla 40 Saat-şiir

  5. Leyla ile Mecnun-şiir

  6. Ayinler-şiir

  7. Mona Rosa-şiir

  8. Sesler-şiir

  9. Zamana Adanmış Sözler-şiir

  10. Körfez-şiir

 

Ülkü Tamer  ​

 

• Sanatçının sade ve süssüz bir anlatım tarzı vardır; kendine özgü, şahsına münhasır zengin bir imge dünyası oluşturmuştur.

• Eserlerinde kapalı ve sembolist bir şiir anlayışı belirgindir.

• Kendi özgün çağrışımlarını yaratmıştır.

• Neşeli ve esprili şiirler kaleme alarak farklı duyguları yansıtmıştır.

• Şiirlerinde belirgin bir çocuk duyarlılığı gözlemlenir.

• Son dönem eserlerinde halk şiiri etkileri açıkça görülmektedir.

• 1970 sonrası döneminde toplumsal duyarlılıkla yazdığı eserler ön plana çıkmıştır.

• Şiirlerinde işlediği başlıca temalar; ölüm, çocukluk anıları, yaşadığı yöreye ait yerel renkler ve özgün imgelerdir.

• “Bir Adın Yolculuktu” adlı eseriyle Melih Cevdet Anday Şiir Ödülünü kazanmıştır.

• “İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.

• Sanat anlayışı olarak sanat için sanat ilkesini benimsemiştir.

 

Eserleri  

  1. Yanardağın Üstündeki Kuş-şiir

  2. Virgülün Başından Geçenler-şiir

  3. Soğuk Otların Altında-şiir

  4. Bir Adın Yolculuktu-şiir

  5. Gök Onları Yanıltmaz-şiir

  6. İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür-şiir

Turgut Uyar  ​

 

• Sanatçı, yoğun hayal gücüyle şekillenen kapalı şiirler kaleme almıştır.

• Eserlerinde hem simgeci bir söyleyiş hem de şaşırtıcı tamlamalar yer almaktadır.

• Şiirlerinin temelinde soyutluk ve kapalılık kavramları bulunmaktadır.

• Başlıca temaları arasında aşk, ayrılık ve ölüm yer alır.

• İlk dönem şiirleri ölçülü ve kafiyeli olarak kaleme alınmıştır.

• Sanatçının şiiri, farklı evrelerden geçerek gelişim göstermiştir.

• Eserlerinde biçimsel açıdan çeşitli denemeler yapmış, Divan edebiyatı türleri olan gazel, kaside ve rubai gibi biçimleri de kullanmıştır.

• Farklı takma adlarla, özellikle Ahmet Turgut, A. Tangar, A. Turgut ve T. U. imzalarıyla eserler vermiştir.

• 1950 sonrası dönemde, sanat-toplum ve gelenekle çatışan bireyin yalnızlığını işlemiş; 1967’den sonra ise İkinci Yeni topluluğundan ayrılarak daha anlaşılır, sade ve yalın bir dil kullanmıştır.

• Şiirde nazım ile nesir arasındaki geleneksel ayrımı ortadan kaldırmıştır.

• İlk şiirlerinde Hayyam, Yahya Kemal, Tevfik Fikret ve Ahmet Haşim gibi şairlerin etkisi hissedilmektedir.

• “Büyük Saat” adlı eseriyle Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.

• “Kayayı Delen İncir” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.

• “Tütünler Islak” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü kazanmıştır.

• Sanat anlayışı olarak “Sanat için sanat” ilkesini benimsemiştir.

​​

Eserleri  

  1. Kayayı Delen İncir-şiir

  2. Büyük Saat-şiir

  3. Dünya'nın En Güzel Arabistan'ı-şiir

  4. Türkiye'm-şiir

  5. Arz-ı Hal-şiir

  6. Divan-şiir

  7. Her Pazartesi-şiir

  8. Toplandılar-şiir

  9. Tütünler Islak-şiir

  10. Göğe Bakma Durağı-şiir

Edip Cansever   

• Sanatçı, dize mantığını kırarak uzun şiirler kaleme almıştır.

• Eserlerinde düşünce ağırlıklı şiirler de yer almaktadır.

• Divan şiirinden etkilenme sanatının önemli bir özelliğidir.

• Uzun şiirlerinde öyküleme, betimleme ve diyalog unsurlarını kullanmıştır.

• Resim sanatından ilham alarak eserlerine yansıtmıştır.

• Şiirlerinde Yunan mitolojisinden imgeler yer almaktadır.

• Tiyatro alanında da eserler vermiş; başlıca eserleri arasında “Çağırılmayan Yakup”, “Tragedyalar” ve “Nerede Antigone” bulunmaktadır.

• İlk şiirlerinde şehir hayatının başıboşluklarını işlemiştir.

• 1945 sonrasında ise soyut, kapalı ve imgesel şiirler üretmiştir.

• Siyasetten uzak, bağımsız bir duruş sergilemiştir.

• Tematik olarak kendi çağı, yabancılaşma bunalımları ve insanın iç dünyası ön plandadır.

• “Nokta” adlı dergiyi yayımlamıştır.

• “Ben Ruhi Bey Nasılım” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.

• “Yerçekimli Karanfil” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.

• Sanat anlayışı olarak “Sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.

• Eserlerinde varoluşçuluk, yabancılaşma ve uzun şiirler anahtar kavramlarıdır.

​​

Eserleri  

  1. Yerçekimli Karanfil-şiir

  2. Tragedyalar-şiir

  3. Oteller Kenti-şiir

  4. Nerede Antigon-şiir

  5. Sonrası Kalır-şiir

  6. Umutsuzlar Parkı-şiir

  7. Çağırılmayan Yakup-şiir

  8. Ben Ruhi Bey Nasılım-şiir

bottom of page