top of page
Ne Sordular Ne Soracaklar
Soru Cepte
• Serküşteler; az sayıda, bazen bir tek türkünün etrafında meydana gelmiş; yapısı basit, kısa anlatmalardır. Kuzeydoğu Anadolu’da “kaside” olarak da ifade edilen bu tür hikâyelerde asıl olan, nesirdir.
• Bozlak: Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olan ‘bozlak’, Orta Asya’dan başlayarak günümüze kadar ulaşan ve yaylak – kışlak hayatı yaşayan Yörük / Türkmen ve Avşar oymaklarının kültürlerinin bir anlatım ve ifade biçimi olmuştur. Mana bakımından bozlak; bozulamak, bozlamak, feryat etmek ve haykırmak anlamını taşımaktadır. Türkmenlerin ve Avşarların günlük yaşamlarında karşılaştıkları acının, üzüntünün ve isyanın doğaya haykırılması bozlak kültürünün doğmasına sebep olmuştur. Türkmenler, Avşarlar ve bu oymaklar arasında bulunan Abdallar, bozlak geleneğini günümüze kadar ulaştırmışlardır. (Oğuz KARAKAYA: Selçuk Üniversitesi. Hamit ÖNAL: Kırıkkale Üniversitesi)
• Karavelli: Hikâyeci âşık tarafından asıl hikâyenin arasına yenileri ilave edilebilir. Biz bu küçük hikâyelere karavelli adını veriyoruz. Aynı yazısında hikâyenin ana hatlarından sapmamak kaydıyla hikâyecinin beğenmediği kısımları çıkarttığını veya hoşuna giden bir başka hikâyeyi uygun bir yere ilave edebileceğini ekler. Boratav, bu şekilde sonradan ilave edilen hikâyelere karavelli dendiğini tespit etmiştir(51). Halk hikayecileri tarafından, asıl hikayeden farklı olarak hikâye arasında (seyirciyi dinlendirmek için) söylenen kısa, mensur, ibret verici veya komik hikâyedir.
• Divani: Halk şairleri, divan şairleri tarzında eser vermeye başlamalarından (XVII. asır) itibaren çok kusurlu bir şekilde kullandıkları aruz vezniyle söyledikleri manzumelere divan, yahut divani diyorlardı. Erzurumlu Aşık Yaşar Reyhani, divani konusunda, "14,15 ve hatta 16 heceli şiirlerdir" demektedir. Sarıkamışlı Aşık Mevlüt Denizer de, "Çok büyük bir yer düşünün, insanlarla dolu. Ses zor yetişiyor. Böyle bir yerde yüksek sesle söylemek lazım. Sonra sözün çabuk bitmemesi, dinleyicilerin kulak kesilmesi için biraz da uzun olması gerekir. İşte on beş heceli şiir olan divan'ın gerçek anlamı buradadır. "Üstadı olan Aşık İhsani'den söylediği bir divaninin ilk hanesi şöyle:
Hayatına yüz yenilmiş zar ararsan işte ben
Gül yanında kan ağlayan har ararsan işte ben
Yaktı yıktı viran etti feleğin fırtınası
Dolu döğmüş sel götürmüş yar ararsan işte ben.
Kısacası Divani, kalabalık ortamlarda sesi ve dikkati sürdürebilmek için söylenen 14–16 heceli uzun âşık şiirleridir. (Prof. Dr. M. Öcal OĞUZ, 2008)
• Kara Hikâye: Kara hikâyeler. Güney bu gruplara karavellileri de ilâve eder. (Prof. Dr. M. Öcal OĞUZ, 2008) İçinde manzum parça olmayan hikâyelere kara hikâye denir.
Soru Cepte
Masaldaki motiflerin, masalın sabit ve en küçük birimi olduğunu kabul etmeyip, motiflerin bölünebildiğini ve çeşitlendiğini gösteren araştırmacı Vladimir Propp’tur. Peri masalları üzerine yaptığı çalışmalarda kahramanların eylemlerinin değişmediğini görmüş, değişmeyen bu eylemlere işlev adını vermiştir. Masallarda 31 değişmez fonksiyon tespit etmiştir.
Axel Olrik:
Lord Raglan:
Claude Levi-Strauss:
Soru Cepte
Bugün elimizde bulunan en eski sagu örneği; Kâşgârlı Mahmut’un ''Dîvânu Lugati’t-Türk'' adlı eserinde yer alan Saka hükümdarı Alper Tunga adına söylenmiş olan sagudur.
Soru Cepte
Allah sevgisini dile getiren bir şiirin türü “ilahi”dir denebilir. İlahi türü ile benzerlik taşıyan kavram ise, "başik"tir (diğer adı baş).
Soru Cepte
Mehmet Aça ve arkadaşları da anonim halk edebiyatı ürünlerini “1.manzum ürünler (1.1.İslamiyet öncesinde (koşug, kojan, takşut, takmak, ır-yır, küg, şlok, padak, kavi, baş-başik), 1.2.İslami dönemde (mani, türkü, ağıt, ninni, tekerleme, bilmece)), 2.mensur ürünler (mit, efsane, masal, destan, halk hikayesi, fıkra, halk tiyatrosu), 3.manzum+mensur (karışık) ürünler (atasözü, deyim, alkış ve kargışlar)” şeklinde öncekiler gibi üç ana başlık altında incelemektedir (Aça ve diğerleri 2010: 130-222; Aça 2010: 237-253)
Ir:
Kojan: Şarkı ve türkü anlamına gelir. Altay Türklerinde bu şekle kojan bu şiirleri söyleyene kojancı adı verilir.
Şlok:
Başik:
Padak:
Soru Cepte
Yedekli Koşma: Bu tür koşmalarda beyitlerin arasına, aynı uyakta bir mâni kıtası ya da uyak şeması mâniye uymayan kıtalar eklenir.
_____________
_____________
_______ m - y
_______ â - e
_______ n - d
_______ i - i
_____________
_____________
Ayaklı:
Musammat:
Zincirbent:
Tecnis:
Musammat Ayaklı:
Soru Cepte
Erzurumlu Emrah’ın şiirlerinde tasavvufi içerik görülürken Ercişli Emrah’ta görülmez. Erzurumlu Emrah’ta divan şiiri etkisi görülür ki divan sahibi bir âşıktır. Ercişli Emrah’ta ise bu etki söz konusu değildir. Divan şiirini kullanma becerisi de dikkate alındığında Erzurumlu Emrah’ın iyi eğitim görmüş bir âşık olduğu söylenebilir. Erzurumlu Emrah badeli bir âşık değilken Ercişli Emrah badeli bir âşıktır. Ancak her ikisi de şiirlerini saz eşliğinde icra etti.
Soru Cepte
Konu bakımından Türklerle ilgili olmamasına rağmen Türk muhayyilesiyle şekillendiği için millî bir destan kimliği kazanan destan, Battalgazi Destanı'dır.
Soru Cepte
Söz verdik barıştık sözde tam durduk
Öz sardık görüştük biz de cem kurduk
Düz vardık eriştik sizde gam kırdık
Yaş geçti göz doldu tüttük kül küle
Verilen dörtlükle koyu renkli olarak gösterilen sözcükler yardımıyla bir iç kafiye sağlanmıştır. İç kafiyesi olan koşmalar “musammat koşma” olarak adlandırılır.
Soru Cepte
Rubai ve tuyuğun uyak düzeni “aaxa” biçimdedir. Bu uyak düzeni, aynı zamanda “mani”nin de uyak düzenidir.
Soru Cepte
Yazılış amaçları dikkate alındığında elifname, satranç, lebdeğmez ve tecnis gibi türlerde; hüner göstermeye ile övünmeye yönelik bir anlatım tutumu söz konusudur. Sicillemede ise yermeye dayalı bir anlatım tutumu söz konusudur.
Soru Cepte
Halk hikâyelerinin sonunda âşık ve maşukun kavuşturulmasından sonra söylenen genellikle muhammes ve müseddes türünde şen, şakrak neşeli güzellemelere duvaggapma (duvakkapama) adı verilir.
Soru Cepte
Verilen şiirin içerik özellikleri dikkate alındığında şiirin, insanoğlunun yaratılış süreci ile ilgili bilgiler verdiği görülür. Bu içerik özelliklerine sahip dinî-tasavvufi Türk şiiri nazım türü devriyedir.
Soru Cepte
Orta oyununda muhavere bölümü içinde çoğunlukla tanımama ya da tanımazdan gelme motifinin kullanıldığı özel bölüme “arzbar” adı verilir.
Soru Cepte
“Karacaoğlan ve Köroğlu’nun edasına yaklaşmaktadır.”, “XIX. yüzyılın bu büyük âşığı”, “Bu çevre Çukurova’nın dağları, ovaları, yaylaları ve buralardaki yaşam biçimidir.” ipuçlarından Dadaloğlu seçeneğine ulaşılabilir.
Soru Cepte
Şeref Taşlıova (XX. yy.) hariç diğer seçeneklerdeki âşıklar XIX. yüzyılda yaşamıştır. Parçada sözü edilen Âşık, Çıldırlı Aşık Şenlik'tir. Şenlik, 93 koçaklaması ile adını duyurmasının ötesinde Latif Şah, Salman Bey, Sevdakâr Şah adında öyküler de yazdı.
Soru Cepte
Türk epik destanlarında kullanılan başlıca tipler "alperen, bilge devlet adamı, kahramanın atı ve kadın tipi"dir. Türk epik destanlarında cadı tipi başlıca tip değildir.
bottom of page